1901’de Osmanlı sansür kurulu bir karikatür dergisine şu gerekçeyle el koydu: “İçeriği devlet şerefine zarar verecek nitelikte hiciv içermektedir.” Dergi Kalem‘di. Kapandı, yeniden açıldı, yeniden kapandı. Bu kedi-fare oyununun benzerlerini karikatür tarihi her dönemde ve neredeyse her kıtada tekrar etti.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e: Türkçe Karikatürün Sansür Haritası
Türkiye’de siyasi karikatürün tarihi, sansür tarihiyle iç içedir. Diyojen (1870), Türkçe yayımlanan ilk mizah dergisi olma özelliğini taşır ve çıkar çıkmaz Babıali’nin dikkatini çekti. Karikatüristler Abdülhamid II döneminde makas altında çalıştı; padişahın yüzü doğrudan çizilemez, sembolik dahi olsa iktidarı eleştiren görsel yayımlanamaz kuralı fiilen işliyordu. 1908 sonrasında kısa bir serbestleşme dönemi yaşandı — Kalem, Cem, Karagöz dergileri bu dönemin ürünleridir. Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında karikatür milliyetçi propaganda çizgisinde şekillendi. Çok partili dönemde Cumhuriyet gazetesindeki çizerler zaman zaman kovuşturmaya maruz kaldı; 12 Eylül 1980 darbesinin ardından pek çok çizgi sanat dergisi kapandı.
Charlie Hebdo: Sansürden Şiddete
2015 Ocak’ında Paris’teki Charlie Hebdo baskınını dünya izledi. 12 kişi hayatını kaybetti; kurbanların büyük çoğunluğu çizerdi. Saldırının ardından “Je suis Charlie” (Ben Charlie’yim) sloganı dünya genelinde tartışılmaya başlandı. Ancak mesele tek boyutlu değildi: bir kesim saldırıyı karikatür özgürlüğüne karşı savaş olarak tanımlarken, başka bir kesim derginin bazı çizgilerini nefret söylemi sınırında değerlendirdi. Karikatürün eleştiri ile hakaret arasındaki çizgisi tartışması, o günden bu yana medya etiği gündeminden düşmedi.
Çin’de Winnie The Pooh Yasağı
2013’te bir blog kullanıcısı Winnie the Pooh ile Xi Jinping’in fotoğraflarını yan yana koydu; benzerlik sosyal medyada yayıldı. 2018’e gelindiğinde “Winnie the Pooh” aramaları Çin’in en büyük platformlarında engellenmişti. Bir karikatür karakterinin siyasi imgelerle çakışması sonucu sansüre uğraması, dijital dönemin en ilginç örneklerinden biridir. Çin’in karikatür sansürü tarihi açısından bu olay sembolik olsa da, arka planda çok daha kapsamlı bir görsel denetim mekanizması işlediği bilinmektedir.
Nazi Almanyası’nda Karikatürün İki Yüzü
Sansür tarihi salt yasaklamadan ibaret değildir; ideoloji destekli karikatür de bu tarihin parçasıdır. Nazi Almanyası, karikatürü devlet propagandasının ayrılmaz bir unsuru olarak kullandı. Der Stürmer dergisi antisemitik karikatürleri yıllarca yayımladı. Bu deneyim, karikatürün ne kadar güçlü bir kışkırtma aracı olabileceğini ve bu gücün nasıl kötüye kullanılabileceğini göstermesi açısından kritik bir karşıt örnek sunar. Nürnberg Mahkemesi’nde Der Stürmer‘in kurucusu Julius Streicher, yalnızca yayımladığı karikatürler ve yazılar gerekçesiyle idam cezasına çarptırılan kişilerden biri oldu.
Sansürün Yarattığı Mecazlar
Yasaklama karikatüristleri susturmadı; mecazı güçlendirdi. Osmanlı döneminde yüzü çizilemeyen sultan hayvanlarla temsil edildi. İran’da kadın figürlerinin çizilmesine getirilen kısıtlamalar, çizerleri soyut dil geliştirmeye itti. Latin Amerika’daki askeri diktatörlükler döneminde Brezilya ve Arjantin karikatüristleri, siyasi mesajları fantastik imgeler içine yerleştirdi. Sansür paradoks olarak, karikatür dilini zenginleştiren bir baskı işlevi gördü.
Kısa Bir Hatırlatma
Yasaklanan karikatürlerin tarihi, bu sanatın iktidar ile kurduğu ilişkinin ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. İktidar hangi çizginin “tehlikeli” olduğuna karar verirken, karikatürist o sınırın tam kenarında durmayı seçiyor. Bu iki taraflı gerilim bitmedi — sadece platform değiştirdi. Bugün sosyal medya algoritmalarının belirli içerikleri kısıtladığını düşündüğünüzde, sansürün yeni biçimleri ile tarihsel örnekleri arasındaki süreklilik daha net görünüyor.